Ana Sayfa > Namaz Nasıl Kılınır > iSlamda Kaza Namazı Nasıl Kılınır

iSlamda Kaza Namazı Nasıl Kılınır

Kaza Namazı
Peygamber (S.A.V.) Efendimiz; “Uyku veya unutkanlık sebebiyle namazını vaktinde kılamayan, hatırladığı zaman hemen kılsın” buyurmuştur.
Bu hadis sahihtir ve peygamberimizin de uygulamaları bu yöndedir.
Dolayısıyla;
Unutmak, uyku veya meşru bir mazeretten dolayı vaktinde kılınamayan namazlar da hatırlandığı veya meşru özür geçtikten sonra fazla vakit geçirilmeden kaza edilmelidir.
Ancak hiçbir mazeret olmadan keyfi olarak namazı kazaya bırakmakta kesinlikle İslam’da yoktur. Yani; Kur’an’da böyle bir kaza namazından bahsedilmemektedir
öte yandan;
“Hele 60 yaşına gelince başlarım”, “Hele hacca gidip geleyim, ondan sonra başlarım”, “Oğlanı ve kızı evlendireyim başlarım”, “Hele seneye başlarım” diye ertelenen durumlarda böyle bir kaza namazının olamayacağını bir kısım İslam alimleri söylemektedirler. Tekrar ifade edecek olursak zaten böyle bir namazına delil de Kur’an’da yoktur. Yani; bu anlamda bir kaza namazı yoktur.
Nitekim “kaza namazı olmalı” diyen İslam alimleri yukarıdaki sahih hadise bakarak iyi niyetle hüküm vermektedirler.
Dolayısıyla her halükarda namaz vardır. Bundan kaçış yoktur. Kur’an’da savaş esnasında bile cemaatle namazın nasıl kılanacağı anlatılmaktadır. Ağır hastalar bile gözleriyle olsun namazı kılmak durumundadırlar. Oturarak, yatarken, ayakta, binit üzerinde bile namaz kılanabilir denilirken, bundan kaytarmaya çalışanlar büyük bir yanılgı içerisindedirler. Bu kimselerin çeşitli mazeretlerin arkasına sığınmaya çalışmaları kendilerini kurtarmaya yetmeyecektir.
Zira; bir namaz ya kasden kılınmayıp kazaya bırakılır veya bir özürden dolayı kazaya kalır. Bir vakit namazı kasdî olarak kılmayıp kazaya bırakmak büyük bir günahtır. Böyle bir hareketten uzak durmalıdır.
Bu çeşit bir hatanın işlenmesi durumunda bir an önce namaz kaza edilmeli, borçtan kurtulmalıdır. Çünkü ölümün ne zaman gelip çatacağı belli olmaz. Ölüm gelip de hazırlıksız yakalarsa âhirete borçlu olarak gidilmiş olur.
Bu şekilde kılınmayan bir namaz her ne kadar kaza edilmekle borçtan kurtulunmuş olunsa da, işlenen günah için ayrıca tevbe istiğfar edip, Allah’tan af dilemek lâzımdır. Bunun için hem kaza, hem de tevbe edilmelidir.
Yani, meşrû bir mazeretin dışında namazı kazâya bırakan kimse, bir hatâ işlemiş ve günaha girmiş olur. Bu itibarla kazâya kalan namazın, en kısa zamanda kılınması gerekir. Çünkü beş vakit namazın edâsı farz olduğu gibi, kazası da farzdır. Kazâya kalan namazın kılınmasıyla sadece borç ödenmiş olur. Günahın affedilmesi için de ayrıca tövbe istiğfar etmek lâzımdır.
Sonuç olarak; meşru bir mazeret olmadan namazları kazaya bırakmaya çalışmanın büyük günah olduğu, tövbe ve istiğfar gerektiği hususu gayet açık ve nettir. Konuya bu açıdan bakıldığında kaza namazı konusu daha iyi anlaşılabilecektir.
Dr. Ahmet Emin SEYHAN
Bu konu ile ilgili Prof Dr. Bayraktar Bayraklı ise şöyle demektedir:
”Kur’an’da Yüce Allah namazın kazasından bahsetmemektedir. Orucun kazasından bahsetmektedir. Orucun kazasından bahsetmesine rağmen namazın kazası konusunu gündeme getirmemektedir. Oruç tutarken, rahatsızlanan veya sefere çıkan, orucunu kazaya bırakabilir. Ama Nisa 101’de sefere çıkanın namazını kılacağını söylemektedir. Ayrıca Nisa 102’de savaş halindeyken de namazın kılınacağını buyurmaktadır. Diğer taraftan Maide 6’da su bulamadığımız takdirde teyemmüm alıp namazımızı kılmamız emredilmektedir. Eğer namazın kazası olsaydı seferilikte, savaşta ve susuzluk hallerinde kazaya bırakmamız uygun görülürdü. Şartlar ne olursa olsun, namaz kılınmalıdır.
Namazın kazası olur diyenler, normal insanlardır. Hz. Peygamber kaza namazı kılmamıştır. Kırk yaşında peygamber oldu, 9 yıl sonra namaz farz kılındı. Kılmadığı namazları kaza etmiş midir? Tabi ki böyle bir namaz kılmamıştır. O zaman Yüce Allah’ın demediğini, peygamberin uygulamadığını nasıl söylüyorlar? Onların böyle fetva vermeleri ibadet eğitimi bakımından çok sakıncalı olmuş, olmaya devam etmektedir. Genç ve orta yaşlılar şöyle düşünüp söylüyorlar: Nasıl olsa namazın kazası oluyor. Elli yaşımızdan sonra kazalarımızı kılarız, şimdi kılmayabiliriz. İşte kaza fikri insanları namaz kılmamaya sevk etmektedir”
Şartlar namazı terk ettirirse ne olur?
Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı, “şartlar namazı terk ettirirse ne olur? sorusuna aynı minvalde bir yanıt vererek şu açıklamada bulundu:
Bu şartları ele alabiliriz: Uyuya kalmak, beyin ameliyatları gibi uzun süren ameliyatlar, çok önemli uluslararası toplantılar. Bu ve buna benzer şartlarda namaz kılma engellenmiş olabilir. O zaman ne yapabiliriz? Bu şartlarda önümüzde iki seçenek vardır:
1- Öne alarak cem yapılır. Cem birden fazla namazı aynı anda kılmaktır. Yani iki vakit veya daha fazlasını birleştirerek kılmak anlamına gelmektedir. Mesela; bir beyin cerrahı uzun sürecek ameliyat süresinde geçecek olan namazlarını önceden birleştirip kılar ve ameliyatına girer.
2- Sonraya bırakılarak cem yapılır. Mesela; uyuyan kişi uyandığında kılmadığı namazlar varsa, o andaki vakit namazı ile beraber kılar.
Bunun anlamı şudur: Bu günün namazı mutlaka kılınmalıdır. Kaza niyeti ile değil eda niyetiyle kılınacaktır. Bugünün namazı yarına bırakılmamalıdır. Burada şu soru sorulabilir: “Geçmişte kılmadığımız namazlar ne olacaktır?” Namazı kılmamak günahtır. Günahın telafisi ancak af dilemek, tövbe etmekle olacaktır. Kıldığımız kaza namazları nafile yerine geçer. “Namazın kazası vardır” diyenler, halkın af dilemesine mani oluyorlar.
Hz. Peygamber’e dayandırılan bir uygulamaya göre, kadınlar regl olduklarında namazlarını kılmaz, oruçlarını tutmazlar. Ramazan ayının sonrasında orucu kaza ederler ama namazı kaza etmezler, neden? Çünkü namazın kazası olmaz da ondan. Namazın kazası olsaydı, kadınlar kılmadığı namazlarını kaza ederlerdi.
Konumuzla ilgili Prof dr. Abdülaziz bayındır ise şöyle söylemektedir:
“Kur’an ve sünnette namazın kazası diye bir şey yoktur. Sadece uyuyan, bayılan ve unutan kimseler uyandığında / ayıldığında / hatırladığında namazlarını vakitleri dışında kılabilirler. Bu, onlar için bir kaza değil; eda olur. Bunun dışında kalan kimselerin gerek keyfi olarak gerekse gevşeklikten, tembellikten dolayı namazları vakit dışında kılmaları diye bir şey söz konusu değildir. Bunlar büyük bir günah işlemişlerdir. Tek yapacakları şey derhal tevbe-istiğfar etmek ve bir daha asla namaz kaçırmamaya çalışmaktır.
(Prof Dr. Abdülaziz BAYINDIR ve Prof Dr. Bayraktar BAYRAKLI hocalarmıza aynen katılıyorum. Allah onlardan razı olsun. Konuyu güzel özetlemişler.)
———————-
Öte yandan ibadetlerin kazası, mazur durumlar için söz konusu olabilir. Namazın ise sadece iki mazereti vardır. Unutmak ve uyuyakalmak. Ancak bu durumlarda kaza namazı olabilir. Yıllarca kılınmayan namazların kazasının kılınması elbette yapılan bir hatanın en iyi telafisi, tevbesi olabilir. Ama siz bu kaza namazlarına, “o kılınmayan namazların yerine geçer” derseniz, yanlış bir din ortaya koymuş olursunuz.
Bu yüzden bir çok kişi biraz zora gelince: “yahu sonra kazasını kılarsın diyor.” Sanki birazcık zora gelince namaz kazaya bırakılabilir anlayışı ortaya çıkmış. Bu anlayışının ortaya çıkmasının sebebi de, işte bu şekilde yanlış bilinen kaza namazlarıdır.
Ayrıca “İmamı Azam’dan, İmamı Şafi’den daha mı iyi biliyorsun?” düşüncesi çok yanlıştır. O zaman hiç bir din adamı fetva verilen konularda hiç konuşmasınlar. Çünkü onlardan daha alim değiller…
Unutulmamalıdır ki O büyük müçtehitler kıyamete kadar gelecek tüm olaylar,durumlar için fetva vermemişlerdir. Verdikleri fetvalar özellikle zamanlarına ışık tutmuştur. Günümüzde de elbette o fetvalarla dinimizi idame ettiriyoruz. Ama o fetvalara aykırı söz söylenemez demek olsa olsa İslamı bilmemekten kaynaklanır. Zaten İmamı Şafi, İmamı Azamın talebesi değil midir? Ama hocasından çok farklı fetvalar vermiştir. (Yoksa hocasından daha mı iyi biliyor)
Bunlar üzerinde de düşünülmesi gerekmektedir.

Etiketler: , , , , ,

Yorumlar (3 Yorum)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Sohbete Bağlan

Dilediğiniz zaman istediğiniz her yerden sizde anında sohbete bağlanın.

*Türkiye'nin en iyi dini sohbet ve islami sohbet odasına hoş geldiniz.

DiniSohbet.NET Sitemizde islamla alakalı herseyi Dini Sohbet sitemizde bulabilirsiniz.